Çalışmalar ne söylüyor
Türkiye'de yaklaşık her on çiftten biri birlikte yaşamıyor — tercihen ya da koşullar gereği: iş, öğrenim, önceki evlilikten çocuklar, göç. Türkler için bu özellikle tanıdık bir durum: biri Almanya'da, Hollanda'da ya da Fransa'da çalışırken diğeri memlekette kalan yüz binlerce çift. Çalışmalar uzak mesafeli çiftlerde diğerlerinden daha yüksek bir ayrılık riski bulmuyor, bazen daha yüksek bir memnuniyet buluyor: daha az günlük çatışma, daha çok sohbet, daha çok arzu. Risk başka yerde: yeniden bir araya gelindiğinde, günlük hayat başladığında, yalnızca mesafeyi tanımış çiftler daha sık kopuyor.
İletişimi düzenlemek
Her gün konuşmak gerekmez; düzenli konuşmak gerekir. Ayakta kalan çiftlerin bir ritmi vardır — her akşam bir konuşma, hafta sonu uzun bir görüntülü görüşme — ve ona uyarlar, çünkü kaçırılan bir konuşma uzakta evdekinden daha ağır basar. Yalnızca önemli olanı değil, günlük olanı — bir fotoğraf, hiçbir şey hakkında bir mesaj — paylaşırlar, çünkü yakınlık önemsizdedir. Ve neyi mesajla konuşmayacaklarını kararlaştırırlar: tartışmalar konuşmayı bekler.
Ziyaretler
Sırayla gitmek, masrafları gelirlerle orantılı bölüşmek ve ziyaretlerde yalnızca kutlamak yerine sıradan şeyler de yapmak — alışveriş, sıkıcı bir akşam —: karşısındakinin yalnızca tatil sürümünü tanıyan, onu tanımıyordur. Ayrılığın süresi ziyaretlerin düzenliliğinden daha az önemlidir.
Yeniden buluşma tarihi
Uzak mesafeli bir çiftin süresini öngören tek şey, mesafenin biteceği bir tarihin — bilinen, paylaşılan, gerçekçi — ve sonrası için bir planın olup olmadığıdır: kim taşınacak, nereye, hangi işle. Tarihi olmayan çiftler ortalama iki yıldan az dayanır; tarihi olanlar diğer çiftler gibi dayanır. İki uluslu çiftler için tarih aynı zamanda idari bir meseledir: vize, aile birleşimi, evlilik — uluslararası ilişkiler sayfası ve ülke sayfaları bunu açıklar.
